Eklem yüzeyini örten kıkırdak dokusunun hasar görmesidir. Kıkırdak yaralanması genellikle diz, kalça veya dirsek eklemlerinde olur. Düşme, burkulma ya da ani hareketlerle oluşabilir. Kıkırdak kendini yenileyemez. Bu yüzden iyileşme süreci yavaştır. Hareket kısıtlılığı, ağrı ve şişlik yapar. Erken teşhis önemlidir. Fizik tedavi veya cerrahi gerekebilir.
Kıkırdak Yaralanması Belirtileri Nelerdir?
Eklemde ağrı, kıkırdak hasarının en yaygın belirtisidir. Hareket sırasında veya uzun süre hareketsiz kaldıktan sonra başlayan ağrı görülebilir. Ağrı genellikle hasarın olduğu ekleme özgüdür ve zamanla artabilir. Kıkırdak yaralanması olan kişilerde eklemde hareket kısıtlılığı ve sabahları veya uzun süre oturduktan sonra sertlik hissi olabilir. Bu durum, eklem yüzeylerinin düzgün hareket edememesinden kaynaklanır.
Yaralanmadan sonra vücut bu bölgeye tepki olarak sıvı toplayabilir. Bu da eklemde şişlik, dolgunluk ve gerginlik hissine yol açar. Özellikle diz gibi yük taşıyan eklemlerde daha belirgin olur. Kıkırdak parçasının koparak eklem içine düşmesi durumunda, eklemde takılma veya aniden kilitlenme gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu durum, özellikle hareket sırasında bir şeyin sıkıştığı hissiyle fark edilir. Eklemde sürtünme sesi gibi tıkırtılar veya çıtırtılar duyulabilir. Bu sesler, hasar görmüş kıkırdağın eklem yüzeyinde düzgün kayamaması nedeniyle oluşur.
Özellikle diz veya ayak bileği gibi eklemlerde kıkırdak hasarı varsa, kişi yürürken ya da merdiven çıkarken güvensizlik ve dengesizlik hissedebilir. Eklem yeterince destekleyemediği için denge kayıpları yaşanabilir. Zamanla kıkırdak yaralanması, eklemin normal hareket aralığını kısıtlayabilir. Kişi dizini tam bükemeyebilir ya da kolunu tam açamayabilir. Bu durum hem günlük aktiviteleri hem de spor performansını etkileyebilir.
Kıkırdak Yaralanması Neden Olur?
En yaygın nedeni doğrudan darbeler veya düşmeler sonucu oluşan travmalardır. Diz üzerine düşme, çarpma ya da kazalar sırasında kıkırdak doku zarar görebilir. Özellikle sporcularda sık görülür. Sürekli tekrar eden hareketler veya düşük düzeyli ama sürekli baskılar, zamanla kıkırdak dokunun yıpranmasına neden olur. Özellikle profesyonel sporcularda, uzun süreli çömelme, koşma veya zıplama gibi hareketler bu tür hasarlara yol açar. Eklemlere normalden fazla yük bindirmek kıkırdağın yapısını bozar.
Aşırı kilo, yanlış egzersiz teknikleri veya ani yük artışı, kıkırdak üzerine fazla baskı yaparak yırtılma veya çatlamaya neden olur. Yaş ilerledikçe kıkırdak dokusu su ve elastikiyet kaybeder. Bu da dokunun daha kırılgan hale gelmesine yol açar. Yaşa bağlı bu aşınmalar zamanla yaralanmaya zemin hazırlar ve eklem kireçlenmesi (osteoartrit) riskini artırır. Bazı kişiler doğuştan gelen eklem yapısı bozukluklarına sahiptir. Bu durumlar kıkırdak yüzeyinde düzensizliklere yol açar ve zamanla zedelenme riskini artırır.
Menisküs yırtıkları, bağ zedelenmeleri veya eklem içi sıvı azlığı gibi durumlar kıkırdağı doğrudan etkileyebilir. Bu yapılar düzgün çalışmadığında eklem dengesiz olur ve kıkırdağa zarar verebilir. Romatoid artrit veya diğer iltihaplı romatizmal hastalıklar, bağışıklık sisteminin kıkırdak dokuya saldırmasıyla kıkırdak yapısında ciddi hasarlara neden olur. Kıkırdak dokusu kan damarları içermez ve beslenmesi eklem sıvısı aracılığıyla olur. Bu sıvının yetersiz olması veya hareket azlığı, kıkırdağın zayıflamasına neden olur.
Kıkırdak Yaralanması Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Kıkırdak hasarının neden olduğu ağrı ve iltihabı azaltmak için ilk adım genellikle ilaç tedavisidir. Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ile ağrı hafifletilir ve hastanın günlük yaşam kalitesi artırılır. Ancak bu ilaçlar kıkırdağı onarmaz, sadece semptomları yönetir. Fizik tedavi, eklem çevresindeki kasların güçlendirilmesini ve eklem hareketliliğinin korunmasını sağlar. Uzman eşliğinde yapılan özel egzersizlerle eklemin yük taşıma kapasitesi artırılır, bu da kıkırdağa binen baskıyı azaltır. Düzenli fizik tedavi, ameliyatsız iyileşme şansını artırabilir. Hastanın kendi kanından elde edilen platelet açısından zengin plazma, hasarlı kıkırdak bölgesine enjekte edilir.
PRP, büyüme faktörleri içerdiği için hücre yenilenmesini destekler ve kıkırdak iyileşmesini hızlandırabilir. Genellikle hafif-orta düzeyde hasarlar için uygundur. Hyaluronik asit enjeksiyonu, kıkırdak dokusunun kayganlığını artırmak ve eklem hareketlerini kolaylaştırmak amacıyla uygulanır. Bu enjeksiyonlar, eklem içindeki sürtünmeyi azaltarak ağrının hafiflemesine yardımcı olur. Özellikle diz ekleminde kullanımı yaygındır. Mikrokırık yöntemi, artroskopik (kapalı) cerrahi ile uygulanan yöntemdir. Kıkırdak altındaki kemiğe küçük delikler açarak kemik iliğinden kök hücre salınımı sağlanır. Bu hücreler hasarlı kıkırdak bölgesini onarmak için harekete geçer.
Özellikle genç hastalarda etkili olabilir. Hasarlı kıkırdak bölgesine, vücudun sağlıklı başka bir bölgesinden alınan kemik ve kıkırdak parçaları yerleştirilir. Mozaik taşlarına benzer bir görünüm oluşturduğu için bu isimle anılır. Genellikle küçük ama derin kıkırdak hasarlarında kullanılır. Laboratuvar ortamında çoğaltılan kök hücreler, hasarlı bölgeye enjekte edilerek kıkırdak dokusunun kendini yenilemesi sağlanır. Deneysel çalışmaların yanı sıra bazı klinik uygulamalarda da kullanılmaktadır.
Etkili sonuçlar alınabilmesi için doğru hasta seçimi çok önemlidir. Kıkırdak yaralanması vakalarının neden olduğu yük dengesizliği varsa, kemik yapının açısını değiştirmek için osteotomi yapılabilir. Bu sayede hasarlı bölge üzerindeki yük azalır ve ağrı hafifler. Genellikle genç ve aktif hastalarda tercih edilir. İleri düzeyde kıkırdak kaybı olan ve diğer yöntemlerden fayda görmeyen hastalarda diz, kalça gibi eklemlere protez takılması gerekebilir. Özellikle yaşlı ve hareket kabiliyeti ciddi şekilde azalmış hastalarda uygulanır.





